En güzel hikâyeler yine de büyükannem Isolde'den geliyor. Onu tanıyor musunuz? Bu hikâyeler Endonezya'dan geliyor. Orada hikâyelere çok renkli resimler çiziyor! En sevdiğim hikâye, Harimau adlı kaplanla ilgili olanı. Size onu anlatayım mı?
Harimau kocaman, cesur bir kaplan! Hem de sıradan bir kaplan değil, çok güzel ve rengarenk bir kaplan! Şuna bakın! Harimau çok yalnız ve yanında oynayacak birini arıyor. Birlikte maceralara atılmak için!
Orman gezisi sırasında pek çok hayvanla karşılaşıyor. Onlarla oynamak istiyor. Şuraya bakın, narin ve hafif kelebek Kupu-Kupu. Büyük ve cesur fil Gaja. Ve şurada da temkinli ve içine kapanık kirpi Landak. Acaba içlerinden biri onun arkadaşı olmak ister mi?
Harimau, Kupu-Kupu ile oynarken, Kupu-Kupu kanadını yırtıyor. Gaja, Harimau'nun sert kükremesinden korkar. Landak ise Harimau tarafından bir futbol topu gibi tekmelenir. Kimse ona uygun bir oyun arkadaşı gibi görünmüyor. Üzgün bir şekilde bir çözüm arar. O zaman tek başına oynasın. Kimseye ihtiyacı yok! Gölün kenarında suya bakar. Orada kimi görür? O andan itibaren Harimau'nun durumu düzelmiş gibi görünür, yoksa öyle mi?
Harimau seni Endonezya'nın büyüleyici ormanlarına götürüyor. Herkesin farklı olduğunu ve hepimizin farklı şeylerden hoşlandığını gösteriyor. Bir kaplanın bazen birlikte oynamak için uyum sağlaması gerektiğini, ama aynı zamanda her zaman yaşanacak güzel bir macera olduğunu da gösteriyor!